Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bir bölümünü müzeye dönüştürdüğü 97 yıllık fabrikada, eski makineleri sergiliyor

Bir bölümünü müzeye dönüştürdüğü 97 yıllık fabrikada, eski makineleri sergiliyor

Haber Giriş Tarihi: 09.04.2026 11:01
Haber Güncellenme Tarihi: 09.04.2026 11:01
Kaynak: DHA
Bir bölümünü müzeye dönüştürdüğü 97 yıllık fabrikada, eski makineleri sergiliyor

Mehmet YİRUN-Mehmetcan ARSLAN/TEKİRDAĞ, (DHA)- TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde, ailesi 4 nesildir ayçiçeği yağı üretimi yapan Mehmet Diktaş (67), 1929 yılında kurulan fabrikalarının bir bölümü müzeye dönüştürdü. Müzede, 140'a yakın eski tip yağ makinelerini sergileyen Diktaş, ailesinin hatırasını yaşatmak istediklerini belirterek, “Bunların kaybolup gitmesine gönlümüz razı olmadı. Bu müzeyi biraz da gerçekleştirmemizin sebebi bu, bir hatıra olsun istedik" dedi.

Çorlu'da ayçiçeği yağı fabrikası sahibi Mehmet Diktaş, Hatip Mahallesi'nde 1929'dan bu yana faaliyet gösteren tesisinin bir kısmını müzeye dönüştürmeye karar verdi. Ailesi 4 kuşak yağ üretimi yapan evli ve 2 çocuk babası Diktaş, 140'a yakın eski makineleri, depo kısmında sergilemeye başladı. Ailesinin hatırasını yaşatmak isteyen Diktaş, bu süreçte ilçenin yağ tarihini anlattığı kitap da yazdı. Amacının ileriki süreçte makineleri daha düzenli bir mekanda sergilemek olduğunu kaydeden Diktaş, geleceğe miras bırakmak istediğini söyledi.

'BU FABRİKALAR ŞEHRİN EKONOMİSİYDİ'

Ailesinin tek mesleğinin ayçiçeği yağı üretimi olduğunu belirten Diktaş, "Bu ailenin işi ayçiçeği yağı üretimi, başka bir işi yok. Biraz çiftçiliğimiz var. Fabrikamız 1929 yılında kurulmuş bir fabrika. O yıllardan itibaren bölgede susam ve ayçiçeği ekilmiş. Biz de ayçiçeği yağcılığına devam etmişiz. 1980'lere kadar bu fabrikalar geldi. 16 yağ fabrikası vardı şehrimizde. 8 tane rafinatör fabrika vardı, rafine yağ üretirlerdi. 16 tanesi tohum çalışırlardı. 1000'e yakın insan bu fabrikalarda çalıştı. Şehrin ekonomisi de bu fabrikalardı, başka bir şey yoktu burada. Ne deri fabrikası vardı ne tekstil vardı. Birkaç tane un fabrikası vardı, geri kalan hep yağ fabrikasıydı. 1980'lerde hızlı sanayileşmeyle birlikte küreselleşmiş firmalar da oluşmaya başladı. Rakamlar büyümeye başladı. Arkalarında bankalar var. Bu fabrikalar yavaş yavaş kapandı ve tarihin sayfalarında yerini aldı" diye konuştu.

'BİR HATIRA OLSUN İSTEDİK'

Eski fabrikaların tek tek kapanmasının kendisini çok üzdüğünü, bu nedenle ilk olarak ilçenin yağ tarihini anlatan kitap yazdığını söyleyen Diktaş, “İki senede bu kitabı zor bitirdik. 380 sayfalık bir kitap oluştu, bu müzeyi de kapsayan bir kitaptı. Bu ailelere ulaştık, hatıralar kaybolmasın istedik. Yani bunlar Çorlu'nun izi. Çünkü o dönemin yağ fabrikaları Türkiye'deki yağ üretiminin aşağı yukarı yüzde 40'ını yapıyordu. Çorlu deyince 1940 ile 1980 arasında yağ şehri olarak tanınırdı. Dolayısıyla kaybolup gitmesine gönlümüz razı olmadı. Bu müzeyi biraz da gerçekleştirmemizin sebebi bu, bir hatıra olsun istedik” dedi.

'DAHA MODERN BİR YERDE SERGİLEMEK İSTİYORUZ'

Mehmet Diktaş, ileriki süreçte, müzeyi daha modern bir binaya taşımayı hedeflediklerini belirterek, "Tabii bu binalar restore edilecek belki ama sayın belediye başkanımla da görüşmüştüm. Bunu şehrin bir başka noktasına taşıyabilelim, daha büyük, daha modern bir şeyin içine koyalım demiştik ama o proje inşallah hayat bulur. Şimdilik biz bunların korunması için burayı alelacele toparladık. Bu makineleri koyduk. İçeride de çalışan bir tesisimiz var. Onu da bıraktık. O da İngiliz yapımı tesistir. Dolayısıyla bunu ölmeden şehrimize kazandıralım istiyoruz. İnşallah Allah bize bunu nasip eder. Tam kurulduğu ve zevkle kardeşlerimizin, çocuklarımızın dolaştığı bir mekan olur. Çorlu'ya da bir hizmet olur inşallah” diye konuştu.

'EN ESKİ MAKİNE 1860 YILINA AİT'

Tesiste 140'a yakın makinenin sergilendiğini dile getiren Diktaş, “Buradaki makineler 100'ün üzerinde, her halde 140 civarında. Bir kısmının halen bakım ve montajları devam ediyor. En eski makine 1860 yılına ait Alman malı, dedemden kalmadır. Ağaç, demir mengene, dibek dediğimiz Almanların yapmış olduğu sistemler var. Daha sonra pres sistemi başlıyor ve sonrasında rafineler kuruluyor. Şimdi konturlu sistemler var. Biz 60'ların, 50'lilerin yağ fabrikalarını ayakta tutmaya çalışıyoruz, o teknolojiyi sergiliyoruz burada, yeni sisteme girmedik" ifadelerini kullandı.

'ÇOCUKLAR ÇOK İLGİLİLER'

Çoğunlukla, çocukların fabrikayı ve müzeyi ziyaret ettiğini de belirten Diktaş, “Daha çok çocuklarımız buraya geliyor. Milli Eğitim Müdürlüğü bu konuda çok duyarlı. Çocuklarımızı buraya getiriyorlar, bende onlara bunları anlatıyorum. Çocuklar tabii çok zevkle dinliyorlar ve müthiş derecede ilgililer. Şehrimizden gelenler, belediye başkanları, milletvekilleri, eski meclis başkanımız, Türk İslam Birliği başkanımız, büyükelçilerimiz geldi. Şehirde bunun varlığı daha henüz çok bilinmiyor çünkü burada bir müze tabelası yok, henüz koymuş değiliz. Bilenlere yardımcı oluyoruz, meraklı insanlar geliyorlar, geziyorlar. Buraya vatandaşlar gelip aileleri ile gelip gezebilirler. Müzemizin bir müdürü olmadığı için gelenlere ben yardımcı olmaya çalışıyorum” dedi. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.