CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU?
CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU?
CİSST'nin Ekim 2025 raporuna göre Türkiye cezaevlerinde 420 bin 904 mahpus bulunuyor, kapasite %138'i aşıyor. Her 6 kişiden biri tutuklu (%16.6). Av. Yıldırım, tutukluluğun tedbir olduğunu, masumiyet karinesinin önemini vurguladı. Cezaevleri doluluk oranı yüksek.
Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 12:10
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 12:15
Kaynak:
Haber Merkezi
istanbulnews.com.tr
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Ekim 2025’e ait hapishane istatistiklerini açıklamıştı. Rapora göre Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü toplam mahpus sayısı 420 bin 904 iken bu sayı, hapishane kapasitesinin yüzde 138’ine denk geliyordu. Aynı veriler mahpusların 357 bin 646 ’sı hükümlü, 63 bin 258’i tutuklu olduğu tespitini de içeriyor. Bu tespitlere göre cezaevinde bulunan her 6 kişiden biri suçlu olmayan tutuklu. Bu oran geçmişte kalan yıllarla kıyaslandığında tutuklama tedbirinin uygulanmasının aşırı derece artış gösterdiği sonucuna ulaşılıyor.
Av. Kevser YILDIRIM, “Tutukluluk bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için başvurulan geçici bir tedbirdir. Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır, itibarına zarar verilemez. Unutmamak gerekir ki; Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır yani hukuken tutuklu kişi masum kabul edilmektedir. Öte yandan tutuklama kararları, kamuoyunda ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Tutuklama, hukuken bir ceza değildir ve hiçbir şekilde bir kişinin suçlu olduğunun kabulü anlamına gelmez. Hukuken masum olduğu kabul gören kişilerin tedbir uygulanması amacıyla cezaevi nüfusunun 1/6’ ini oluşturuyor olması toplum açısından da büyük bir kargaşa oluşturabilecek niteliktedir. Cezaevinde bulunan kişinin masum olabileceği algısı, gerçekten suçu kabul görmüş olan kişilerinde hayatın akışında bu algıyla ıslah edilmesini engelleyebilir. Hukukun varlığı ve amacı ile uyuşmayan bir uygulama hukuki amaçtan uzaklaşma ve şaşma olarak karşımıza çıkar.” şeklinde yorumluyor.
YILDIRIM devamla, Masumiyet karinesi gereğince tutukluların en ağır tedbir ile yargılanmaları yerine başkaca tedbirlerle yargılanmaları açısından büyük bir önem taşıdığına da dikkat çekiyor. “Ceza alacağı hukuka uygun delillerle kesinleşmemiş ve deliller birlikte değerlendirildiğinde suç işlendiği kanaati kuvvetli şüphe barındırmaması halinde kişiye tutuklama tedbiri uygulanması daha vahim sonuçlara yol açabilir. Masumiyet karinesi hukuka ve yargıya güveni artırır. Toplumsal barış ve güven bu şekilde devamlılık oluşturabilir. Toplumsal damgalanma ve linç kültürü kargaşa yaratırken, kişilerin iş, sosyal hayat ve aile yaşamı geri telafisi olmayacak yaralar almaktadır.”
Tutuklu ve hükümlülerin aynı algı ile aynı cezaevinde kalması ise tutukluların mağduriyetinin başka bir sebebi olduğu söylenebilir. Türkiye’de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: Tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Mevcut cezaevlerinde kişi sayısı fazlalığı sebebiyle yeni cezaevleri yapılsa da tutuklu sayısının çokluğu genel problemlerin çözümüne engel olmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Eylül 2025 itibarıyla yayımladığı güncel verilere göre ise toplam mahpus sayısı 419.194 kişiye ulaştığını belirtiyor ve bu da cezaevleri kapasitelerinin yaklaşık 100 bin kişi üzerinde doluluğa ulaştığını gösteriyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CEZAEVİNDE BULUNAN HER 6 KİŞİDEN BİRİ HUKUKEN MASUM MU?
CİSST'nin Ekim 2025 raporuna göre Türkiye cezaevlerinde 420 bin 904 mahpus bulunuyor, kapasite %138'i aşıyor. Her 6 kişiden biri tutuklu (%16.6). Av. Yıldırım, tutukluluğun tedbir olduğunu, masumiyet karinesinin önemini vurguladı. Cezaevleri doluluk oranı yüksek.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Ekim 2025’e ait hapishane istatistiklerini açıklamıştı. Rapora göre Türkiye’deki cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü toplam mahpus sayısı 420 bin 904 iken bu sayı, hapishane kapasitesinin yüzde 138’ine denk geliyordu. Aynı veriler mahpusların 357 bin 646 ’sı hükümlü, 63 bin 258’i tutuklu olduğu tespitini de içeriyor. Bu tespitlere göre cezaevinde bulunan her 6 kişiden biri suçlu olmayan tutuklu. Bu oran geçmişte kalan yıllarla kıyaslandığında tutuklama tedbirinin uygulanmasının aşırı derece artış gösterdiği sonucuna ulaşılıyor.
Av. Kevser YILDIRIM, “Tutukluluk bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için başvurulan geçici bir tedbirdir. Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır, itibarına zarar verilemez. Unutmamak gerekir ki; Tutuklu yargılanan kişinin masumiyeti esastır yani hukuken tutuklu kişi masum kabul edilmektedir. Öte yandan tutuklama kararları, kamuoyunda ciddi bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Tutuklama, hukuken bir ceza değildir ve hiçbir şekilde bir kişinin suçlu olduğunun kabulü anlamına gelmez. Hukuken masum olduğu kabul gören kişilerin tedbir uygulanması amacıyla cezaevi nüfusunun 1/6’ ini oluşturuyor olması toplum açısından da büyük bir kargaşa oluşturabilecek niteliktedir. Cezaevinde bulunan kişinin masum olabileceği algısı, gerçekten suçu kabul görmüş olan kişilerinde hayatın akışında bu algıyla ıslah edilmesini engelleyebilir. Hukukun varlığı ve amacı ile uyuşmayan bir uygulama hukuki amaçtan uzaklaşma ve şaşma olarak karşımıza çıkar.” şeklinde yorumluyor.
YILDIRIM devamla, Masumiyet karinesi gereğince tutukluların en ağır tedbir ile yargılanmaları yerine başkaca tedbirlerle yargılanmaları açısından büyük bir önem taşıdığına da dikkat çekiyor. “Ceza alacağı hukuka uygun delillerle kesinleşmemiş ve deliller birlikte değerlendirildiğinde suç işlendiği kanaati kuvvetli şüphe barındırmaması halinde kişiye tutuklama tedbiri uygulanması daha vahim sonuçlara yol açabilir. Masumiyet karinesi hukuka ve yargıya güveni artırır. Toplumsal barış ve güven bu şekilde devamlılık oluşturabilir. Toplumsal damgalanma ve linç kültürü kargaşa yaratırken, kişilerin iş, sosyal hayat ve aile yaşamı geri telafisi olmayacak yaralar almaktadır.”
Tutuklu ve hükümlülerin aynı algı ile aynı cezaevinde kalması ise tutukluların mağduriyetinin başka bir sebebi olduğu söylenebilir. Türkiye’de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: Tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Mevcut cezaevlerinde kişi sayısı fazlalığı sebebiyle yeni cezaevleri yapılsa da tutuklu sayısının çokluğu genel problemlerin çözümüne engel olmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Eylül 2025 itibarıyla yayımladığı güncel verilere göre ise toplam mahpus sayısı 419.194 kişiye ulaştığını belirtiyor ve bu da cezaevleri kapasitelerinin yaklaşık 100 bin kişi üzerinde doluluğa ulaştığını gösteriyor.
En Çok Okunan Haberler