Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İstanbul- Savunma Sanayii Başkanı Görgün: Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli sıraya koymaktadır

İstanbul- Savunma Sanayii Başkanı Görgün: Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli sıraya koymaktadır

Haber Giriş Tarihi: 28.03.2026 16:22
Haber Güncellenme Tarihi: 28.03.2026 16:22
Kaynak: DHA
İstanbul- Savunma Sanayii Başkanı Görgün: Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli sıraya koymaktadır

Gülseren KARAPINAR- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, (DHA)- STRATCOM SUMMIT Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Güçlü bir savunma sanayii barışı tehdit etmez; barışın üzerinde durduğu zemini tahkim eder. Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli sıraya koymaktadır. Savunma kapasitemiz geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu barışın garantörü olarak konumlandırılmıştır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl 5'incisi düzenlenen 'STRATCOM SUMMIT Zirvesi'ne katıldı. Zirveye Savunma Sanayii Başkanı Görgün’ün yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve çok sayıda kişi katıldı.

'GÜNÜMÜZÜN SAVUNMA SANAYİİ MİMARİSİ BİZZAT SAVAŞ ALANINDA ŞEKİLLENMEKTEDİR'

Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Türkiye'nin İHA ve SİHA platformları sadece ihracat başarısı elde etmekle kalmamış; modern çatışma konseptinin yeniden şekillenmesinde öncü bir rol oynamıştır. Elektronik harp ve siber operasyonlar, çatışmanın görünmez ancak belirleyici boyutları olarak ortaya çıkmıştır. Uzay yeni bir rekabet alanı haline gelmiştir. Uydu ağları, ticari görüntüleme kapasitesi ve güvenli iletişim altyapısı, askeri güç projeksiyonunun ayrılmaz parçaları olmuştur. Yapay zeka durumsal farkındalığı artırmakta, karar döngülerini hızlandırmakta ve lojistik zincirlerini optimize etmektedir. Yazılım artık donanımla eşit ağırlıkta stratejik bir değişken haline gelmiştir. Tüm bu dönüşümden çıkarılacak en kritik sonuç şudur: Günümüzün savunma sanayii mimarisi bizzat savaş alanında şekillenmektedir. Sahadan gelen gerçek zamanlı geri bildirimler, endüstriyel adaptasyonun hem hızını hem de yönünü doğrudan belirlemektedir. Türkiye'nin savunma sanayiindeki başarısının arkasındaki en temel faktörlerden biri, saha ile sanayi arasındaki bu yakın ve kesintisiz diyalogdur. Çevik yaklaşım. Hızla uyum sağlayanların ayakta kaldığına hep birlikte şahit oluyoruz. Uyum sağlamakta yavaş kalanlar sadece rekabette geri kalmakla kalmaz, stratejik olarak savunmasız hale gelirler" diye konuştu.

'GÜNCEL RAPORLAR TÜRKİYE'Yİ, GELİŞEN KÜRESEL SAVUNMA GÜCÜ HARİTASINDA 'YÜKSELEN ÇEVİK OYUNCU' OLARAK TANIMLAMAKTA'

Görgün, "Bugün Türkiye'nin savunma ve havacılık ekosistemi 4 binden fazla şirketi, 100 binden fazla doğrudan istihdamı, 20 milyar doları aşan ciroyu ve sadece 2025 yılında 185 ülkeye yapılan 10 milyar doları aşan ihracatı kapsamaktadır. Bu rakamlar soyut bir büyüme hikayesini temsil etmiyor. Bunlar ulusal bir kabiliyet mimarisinin, özgün tasarım kapasitesinin ve sürdürülebilir bir endüstriyel yetkinlik derinliğinin somut yansımasıdır. Bu dönüşümün mümkün kılınmasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinin, rehberliğinin ve sarsılmaz desteğinin belirleyici rolünü saygıyla ifade etmek isterim. Bu yolculuğu küresel bir bağlama yerleştirmek, önemini daha da netleştirmektedir. Güncel raporlar Türkiye'yi, gelişen küresel savunma gücü haritasında 'yükselen çevik oyuncu' olarak tanımlamaktadır; savaşta kanıtlanmış sistemlere, esnek bir üretim modeline ve savunma kabiliyetini bağımsız bir platformdan ziyade bir ‘operasyonel paket’ olarak sunma kapasitesine sahip bir ülke olarak nitelendirmektedir" dedi.

'ÜLKELER BİRLİKTE ÜRETİM YAPTIKLARINDA SADECE SİSTEMLERİ PAYLAŞMAZLAR; GELECEĞE BİRLİKTE YATIRIM YAPARLAR'

Görgün, "2035 yılına doğru bakıldığında, bir savunma sanayii gücü kimin en çok harcadığına göre değil, şunlara göre belirlenecektir: En hızlı kimin ürettiği, en derin tedarik zincirlerini kimin kurduğu, savaş alanı derslerini ürünlere en hızlı kimin dönüştürdüğü, ittifak ağlarını endüstriyel güce kimin çevirebildiği. Türkiye tam olarak bu doğrultuda inşa etmektedir. Milli Teknoloji Hamlesi, beşeri sermayemiz ve stratejik malzemeler üzerindeki artan hakimiyetimizle inşa ettiğimiz kapasite artık sadece Türkiye'nin güvenliğine değil, ortaklık kurduğumuz ulusların güvenliğine de katkı sağlamaktadır. Türkiye'nin savunma sanayii iş birliği anlayışı, platform satışının çok ötesine geçen uzun vadeli bir kapasite geliştirme modeli üzerine kuruludur. Ortak ülkelere sadece sistem satmıyoruz. Birlikte geliştiriyor, birlikte üretiyor, teknoloji transfer ediyor, eğitim veriyor ve sürdürülebilir endüstriyel ilişkiler kuruyoruz. Güvenlik, nihayetinde güvenilir ve kalıcı ortaklıklar üzerine inşa edilir. Ülkeler birlikte üretim yaptıklarında sadece sistemleri paylaşmazlar; bilgiyi paylaşırlar, planları paylaşırlar ve geleceğe birlikte yatırım yaparlar. Bu iş birliği modeli karşılıklı faydayı, uzun vadeli değer yaratmayı ve stratejik güven inşasını mümkün kılar" dedi.

'TÜRKİYE BU YOLUN DEĞERİNİ KENDİ TECRÜBESİNDEN BİLMEKTEDİR'

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Teknoloji transferi de bu çerçevede anlamlı bir ağırlık taşımaktadır. Türkiye bu yolun değerini kendi tecrübesinden bilmektedir. Bağımlılıktan özerkliğe uzanan yolculuğumuz bize teknoloji transferinin yerel kapasiteyi nasıl dönüştürebileceğini ilk elden öğretmiştir. Bu nedenle, benzer bir yolculuğa çıkmak isteyen ortak ülkelerin özlemlerini anlıyor, destekliyor ve bu süreçte yanlarında yer alıyoruz. Gelişmekte olan pazarların kendi savunma ekosistemlerini güçlendirme konusundaki artan kararlılığı, Türkiye için çok anlamlı bir yeni ortaklık coğrafyası açmaktadır. Bu ülkelerle ilişkilerimizde platform satış sınırlarının çok ötesinde; yazılım entegrasyonu, bakım ve idame altyapısı, dijital destek mimarisi ve ortak endüstriyel kapasite inşasına öncelik veriyoruz. Türkiye bu yolda güvenle, sorumluluk bilinciyle ve net bir amaç duygusuyla ilerlemektedir. SSB koordinasyonunda Türk savunma sanayii; yerli kabiliyet, sorumlu inovasyon, güçlü ortaklıklar ve Milli Teknoloji Hamlesi ile beşeri sermayemize yapılan sürekli yatırımlarla bu gelişen mimariye katkıda bulunmaya devam edecektir. Açıkça belirtmek istediğim bir mesajla sözlerimi bitirmeme izin verin: Türk savunma sanayii güçlü bir ihracat performansı sergilemiştir. Bu performans, ekosistemimizin sürdürülebilirliği için stratejik önem taşımaktadır ve haklı bir gurur kaynağıdır. Ancak ihracat bizim için nihai hedef değil, sadece uzun vadeli stratejik iş birliği için bir araçtır. Savunma kapasitemizi istikrar ve barış temeli üzerine inşa ediyoruz. Geliştirdiğimiz her sistem, kurduğumuz her ortaklık ve yaptığımız her ihracat bu temelin sürdürülebilirliğine hizmet etmektedir. Güçlü bir savunma sanayii barışı tehdit etmez; barışın üzerinde durduğu zemini tahkim eder. Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli sıraya koymaktadır. Savunma kapasitemiz geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu barışın garantörü olarak konumlandırılmıştır. Türk savunma sanayii, bu anlayışla hareket ederek ulusal güvenliğin güçlü bir sütunu, dost ve müttefik ülkeler için güvenilir bir ortak, bölgesel ve küresel istikrar için yapıcı bir katkı sağlayıcı olmaya devam edecektir" diye konuştu. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.