İstanbul - Türk Nefroloji Derneği’nden uyarı: 'Hayatta uzatmalar yok, şimdi önlemini al'
İstanbul - Türk Nefroloji Derneği’nden uyarı: 'Hayatta uzatmalar yok, şimdi önlemini al'
İstanbul - Türk Nefroloji Derneği’nden uyarı: 'Hayatta uzatmalar yok, şimdi önlemini al'
Haber Giriş Tarihi: 14.03.2026 12:47
Haber Güncellenme Tarihi: 14.03.2026 12:47
Kaynak:
DHA
İSTANBUL, (DHA)- TÜRK Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, kronik böbrek hastalığının giderek arttığını vurguladı. Dernek aynı zamanda 'Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al' sloganıyla ‘KRM United’ projesi de tanıtıldı. Uzmanlar, erken tanının önemine dikkat çekerek, risk faktörleri yüksek kişilerin düzenli kontrol yaptırması gerektiğini belirtti. Toplantıda konuşan Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, dünyada yaklaşık 850 milyon kişinin böbrek hastası olduğunu belirterek, “Sinsi seyrettiği için çok farkında olunan bir hastalık değil. Bu 850 milyon hastanın yaklaşık yarısının diyabet kökenli olduğunu biliyoruz. Bu sayı da dünya genelindeki kanser hastası sayısının 8 katı. Diyabet, kalbi, böbrekleri, beyni, bütün damarları etkileyen bir hastalık ve ne kadar erken müdahale edilirse o kadar koruyucu olur. Müdahale edilmezse sonu diyalizle sonlanan bir hastalık halinde devam eder” dedi.
Türk Nefroloji Derneği tarafından paylaşılan verilere göre dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla yaşıyor. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansının yaklaşık yüzde 15,7 olduğu ve bu oranın her 6–7 yetişkinden birine karşılık geldiği belirtildi.
Toplantıda ayrıca Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından hayata geçirilen ve Türk Nefroloji Derneği’nin desteklediği ‘KRM United’ projesi de tanıtıldı. Proje kapsamında kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıklar arasındaki ilişkiye dikkat çekilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla bilgilendirme çalışmaları yapılacağı bildirildi.
ULUSOY: BÖBREK YETMEZLİĞİ EN ÇOK KORKULAN SAĞLIK SORUNLARINDAN BİRİSİDİR
Toplantıda konuşan Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy, Türk halkının böbrek hastalığından ciddi şekilde korktuğunu belirterek, “Kalpten korkmaz ama bir diyaliz makinesine düşmekten korkunç bir şekilde korkar. Onun için böbrek yetmezliği, insanların en çok korktuğu sağlık sorunlarından biridir” dedi. Ulusoy, böbreklerin vücutta sıvı-elektrolit ve asit-baz dengesini sağlamak gibi hayati görevleri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Ulusoy, böbreğin günlük çalışma kapasitesine de dikkat çekerek, “Böbrek bir günde 180 litre filtrasyon yapar. Eğer böbreğimizin yüzey alanını açığa çıkarsak, bir futbol sahası büyüklüğünde olur. Bu kadar muazzam bir organın işlevinin bozulması, dramatik sonuçlar doğuruyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca kan pH değerinin çok hassas bir dengeye sahip olduğunu ve bu dengenin bozulmasının hayati tehlike yaratabileceğini aktardı.
‘RİSK FAKTÖRÜ YÜKSEK KİŞİLERDE TARAMA YAPILMALI’
Kronik böbrek hastalığının erken teşhisinin önemine değinen Ulusoy, “Risk faktörü yüksek kişilerde tarama yapılmalı. Kronik böbrek hastalığı tanısı için GFR’nin 60’ın altında olması veya protein kaçağı olup olmadığının üç aydan uzun süreli takip edilmesi gerekiyor” dedi. Ulusoy, bu göstergelerin düzenli kontrol edilmesinin böbrek yetmezliğinin önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynadığını belirtti.
BAKIR: SİNSİ SEYRETTİĞİ İÇİN FARKINDA OLUNAN BİR HASTALIK DEĞİL
Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, dünyada yaklaşık 850 milyon kişinin böbrek hastası olduğunu belirterek, “Sinsi seyrettiği için çok farkında olunan bir hastalık değil. Bu 850 milyon hastanın yaklaşık yarısının diyabet kökenli olduğunu biliyoruz. Bu sayı da dünya genelindeki kanser hastası sayısının 8 katı kronik böbrek hastası. Kanser son yıllarda çok artıyor diyoruz. Belki endüstriyel beslenmeden, belki hareketsizlikten, belki obezite nasıl artıyorsa kanser de artıyor. Ama yine de diyabetik hasta sayısı, kronik böbrek hasta sayısı o kadar yüksek ki, sessiz bir salgın gibi biz bununla uğraşıyoruz. Bütün klinik pratiğimizde bütün gün uğraştığımız klinik pratiğimizde. Diyabet ve obezite arttıkça, insan ömrü uzadıkça kronik böbrek hastalığı da en ön sıralarda ölüm sebepleri arasında yer alıyor. Her yıl bir ön sıraya gelerek ilerliyor” diye konuştu.
Türkiye’de diyabetin seyrine de değinen Prof. Dr. Arı Bakır, “Türkiye’de yaklaşık 2000 yılında 2 milyon kadar birey diyabetik hastasıymış. 2025’te 10 milyona çıkmış. Avrupa’nın zaten en obez ülkesiyiz. Diyabet oranlarımız çocuklarda özellikle çok artıyor. Bu diyabetin neden bu kadar arttığı ayrı bir tartışma konusu olmakla uzun vadede bütün organları zedeleyen bir hastalık olarak kronik böbrek hastalığına yol açıyor. Diyabet, kalbi, böbrekleri, beyni, bütün damarları etkileyen bir hastalık ve sonunda eğer müdahale edilmezse ki ne kadar erken müdahale edilirse o kadar koruyucudur. Müdahale edilmezse sonu diyalizle sonlanan bir hastalık halinde devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk, obezite ile kronik böbrek hastalığı arasında ciddi bir ilişki bulunduğunu belirtti. Prof. Dr. Öztürk, “Erişkinlerin 6-7’sinde kronik böbrek hastalığı görülüyor ve bunların en önemli sebeplerinden biri obezite ile hipertansiyon. Bu hastalıklar birbirini tetikliyor; biri ortaya çıktığında diğerinin de gelişme ihtimali çok yüksek. Bu nedenle hepsiyle beraber mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.
Diyabetin de giderek yaygınlaştığını vurgulayan Öztürk, “Türkiye’de diyabet oranı yüzde 15’e yaklaştı ve bu durum obezite artışıyla paralel. Diyalize başlayan hastaların neredeyse yarısı diyabetik böbrek hastalığı nedeniyle tedaviye başlıyor ve bu hastalarda diyaliz süreci daha zor ilerliyor. Ayrıca diyabetik böbrek hastalığı gelişmiş kişilerde genellikle gözde retinopati gibi ek sağlık sorunları da ortaya çıkıyor. Böbrek hastalığını sadece böbrekle sınırlı düşünmemek gerekiyor; kalp damar ve nörolojik hastalıklar da sıklıkla eşlik ediyor” diye konuştu.
Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör de diyabet, hipertansiyon ve obezite oranlarının artmasıyla kronik böbrek hastalıklarının da giderek arttığını belirterek, “Evet, diyabet artıyor, hipertansiyon artıyor, obezite artıyor ve dolayısıyla da böbrek hastalıkları giderek artıyor. Dünya genelinde hocalarımızın da söylediği gibi yaklaşık 850 milyona yakın kronik böbrek hastası mevcut. Bilindiği gibi böbrek hastalıklarının medikal tedavisiyle nefroloji bilim dalı ilgileniyor.”
Güngör, nefroloji branşının durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Normalde beklediğimiz şey nedir? Böbrek hastalıkları ya da herhangi bir konuda bir hastalık artınca onunla ilgilenen branş hekiminin de artmasını bekliyoruz. Ama ne yazık ki özellikle son 10-15 yıl içerisinde hem ülkemizde hem de dünyada nefrolog sayısı giderek azalıyor. Nefrolojiye az tercih edilebilir bir branş haline geldi. Şöyle ki yaklaşık 15-16 yıldır yandal uzmanlık sınavıyla bu branşa giriliyor. 15 yıl önce yandal sınavında derece yaparak nefroloji branşını tercih etmek için çalışan hekimlerimiz şimdi açılan kadrolarda yüzde 80-85 oranında boşlukla yerleşim oluyor. Yani 80 kadro açılıyorsa en fazla 10-12 kişi tercih ediyor bu branşı. Neden? Bunun nedenleri çok çeşitli.”
Güngör, nefrolojinin zorluğu hakkında da şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir kere nefroloji gerçekten zor bir branş. Ama şu an zor değil, eskiden de zordu. Yani nefrolojinin zorluğu giderek artmıyor aslında. Eskiden hocalarımız çok daha zor şartlar altında çalışmışlar. İmkanların çok daha kısıtlı olduğu dönemlerde çalışmışlar. Biz şu an teknolojik açıdan çok daha rahat ortamlarda çalışıyoruz.”
TÜRKMEN: KRONİK BÖBREK HASTALIĞI OLAN KİŞİ SAYISI HER 6-7 KİŞİDEN BİRİNİ OLUŞTURUYOR
Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında böbrek yetersizliği ile ilişkili ölümler şu anda üst sıralarda değil, ancak önümüzdeki 10 yıl içinde beşinci sıraya yükselmesi bekleniyor. Kronik böbrek hastalığı hem dünyada hem Türkiye’de adeta bir salgın niteliği taşıyor. Milyonlarca insan bu hastalıkla mücadele ediyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Türkmen, “Türkiye’de erişkin nüfusta hipertansiyon sıklığı yaklaşık yüzde 30, diyabet ise yüde 15-16 civarında. Diyabet konusunda Türkiye Avrupa’da ilk sırada. Bu iki hastalık böbreklerin uzun vadede bozulmasına yol açıyor. Türk Nefroloji Derneği’nin saha çalışmalarına göre, kronik böbrek hastalığı olan kişi sayısı her 6-7 kişiden birini oluşturuyor” dedi.
Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner de proje hakkında konuştu. Güner, “Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor” dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İstanbul - Türk Nefroloji Derneği’nden uyarı: 'Hayatta uzatmalar yok, şimdi önlemini al'
İstanbul - Türk Nefroloji Derneği’nden uyarı: 'Hayatta uzatmalar yok, şimdi önlemini al'
İSTANBUL, (DHA)- TÜRK Nefroloji Derneği, Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, kronik böbrek hastalığının giderek arttığını vurguladı. Dernek aynı zamanda 'Hayatta Uzatmalar Yok, Şimdi Önlemini Al' sloganıyla ‘KRM United’ projesi de tanıtıldı. Uzmanlar, erken tanının önemine dikkat çekerek, risk faktörleri yüksek kişilerin düzenli kontrol yaptırması gerektiğini belirtti. Toplantıda konuşan Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, dünyada yaklaşık 850 milyon kişinin böbrek hastası olduğunu belirterek, “Sinsi seyrettiği için çok farkında olunan bir hastalık değil. Bu 850 milyon hastanın yaklaşık yarısının diyabet kökenli olduğunu biliyoruz. Bu sayı da dünya genelindeki kanser hastası sayısının 8 katı. Diyabet, kalbi, böbrekleri, beyni, bütün damarları etkileyen bir hastalık ve ne kadar erken müdahale edilirse o kadar koruyucu olur. Müdahale edilmezse sonu diyalizle sonlanan bir hastalık halinde devam eder” dedi.
Türk Nefroloji Derneği tarafından paylaşılan verilere göre dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla yaşıyor. Türkiye’de ise kronik böbrek hastalığı prevalansının yaklaşık yüzde 15,7 olduğu ve bu oranın her 6–7 yetişkinden birine karşılık geldiği belirtildi.
Toplantıda ayrıca Boehringer Ingelheim Türkiye tarafından hayata geçirilen ve Türk Nefroloji Derneği’nin desteklediği ‘KRM United’ projesi de tanıtıldı. Proje kapsamında kardiyovasküler, böbrek ve metabolik hastalıklar arasındaki ilişkiye dikkat çekilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla bilgilendirme çalışmaları yapılacağı bildirildi.
ULUSOY: BÖBREK YETMEZLİĞİ EN ÇOK KORKULAN SAĞLIK SORUNLARINDAN BİRİSİDİR
Toplantıda konuşan Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy, Türk halkının böbrek hastalığından ciddi şekilde korktuğunu belirterek, “Kalpten korkmaz ama bir diyaliz makinesine düşmekten korkunç bir şekilde korkar. Onun için böbrek yetmezliği, insanların en çok korktuğu sağlık sorunlarından biridir” dedi. Ulusoy, böbreklerin vücutta sıvı-elektrolit ve asit-baz dengesini sağlamak gibi hayati görevleri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Ulusoy, böbreğin günlük çalışma kapasitesine de dikkat çekerek, “Böbrek bir günde 180 litre filtrasyon yapar. Eğer böbreğimizin yüzey alanını açığa çıkarsak, bir futbol sahası büyüklüğünde olur. Bu kadar muazzam bir organın işlevinin bozulması, dramatik sonuçlar doğuruyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca kan pH değerinin çok hassas bir dengeye sahip olduğunu ve bu dengenin bozulmasının hayati tehlike yaratabileceğini aktardı.
‘RİSK FAKTÖRÜ YÜKSEK KİŞİLERDE TARAMA YAPILMALI’
Kronik böbrek hastalığının erken teşhisinin önemine değinen Ulusoy, “Risk faktörü yüksek kişilerde tarama yapılmalı. Kronik böbrek hastalığı tanısı için GFR’nin 60’ın altında olması veya protein kaçağı olup olmadığının üç aydan uzun süreli takip edilmesi gerekiyor” dedi. Ulusoy, bu göstergelerin düzenli kontrol edilmesinin böbrek yetmezliğinin önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynadığını belirtti.
BAKIR: SİNSİ SEYRETTİĞİ İÇİN FARKINDA OLUNAN BİR HASTALIK DEĞİL
Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Elif Arı Bakır, dünyada yaklaşık 850 milyon kişinin böbrek hastası olduğunu belirterek, “Sinsi seyrettiği için çok farkında olunan bir hastalık değil. Bu 850 milyon hastanın yaklaşık yarısının diyabet kökenli olduğunu biliyoruz. Bu sayı da dünya genelindeki kanser hastası sayısının 8 katı kronik böbrek hastası. Kanser son yıllarda çok artıyor diyoruz. Belki endüstriyel beslenmeden, belki hareketsizlikten, belki obezite nasıl artıyorsa kanser de artıyor. Ama yine de diyabetik hasta sayısı, kronik böbrek hasta sayısı o kadar yüksek ki, sessiz bir salgın gibi biz bununla uğraşıyoruz. Bütün klinik pratiğimizde bütün gün uğraştığımız klinik pratiğimizde. Diyabet ve obezite arttıkça, insan ömrü uzadıkça kronik böbrek hastalığı da en ön sıralarda ölüm sebepleri arasında yer alıyor. Her yıl bir ön sıraya gelerek ilerliyor” diye konuştu.
Türkiye’de diyabetin seyrine de değinen Prof. Dr. Arı Bakır, “Türkiye’de yaklaşık 2000 yılında 2 milyon kadar birey diyabetik hastasıymış. 2025’te 10 milyona çıkmış. Avrupa’nın zaten en obez ülkesiyiz. Diyabet oranlarımız çocuklarda özellikle çok artıyor. Bu diyabetin neden bu kadar arttığı ayrı bir tartışma konusu olmakla uzun vadede bütün organları zedeleyen bir hastalık olarak kronik böbrek hastalığına yol açıyor. Diyabet, kalbi, böbrekleri, beyni, bütün damarları etkileyen bir hastalık ve sonunda eğer müdahale edilmezse ki ne kadar erken müdahale edilirse o kadar koruyucudur. Müdahale edilmezse sonu diyalizle sonlanan bir hastalık halinde devam ediyor” ifadelerini kullandı.
ÖZTÜRK: OBEZİTE KRONİK BÖBREK HASTALIĞINI TETİKLİYOR
Türk Nefroloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Savaş Öztürk, obezite ile kronik böbrek hastalığı arasında ciddi bir ilişki bulunduğunu belirtti. Prof. Dr. Öztürk, “Erişkinlerin 6-7’sinde kronik böbrek hastalığı görülüyor ve bunların en önemli sebeplerinden biri obezite ile hipertansiyon. Bu hastalıklar birbirini tetikliyor; biri ortaya çıktığında diğerinin de gelişme ihtimali çok yüksek. Bu nedenle hepsiyle beraber mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.
Diyabetin de giderek yaygınlaştığını vurgulayan Öztürk, “Türkiye’de diyabet oranı yüzde 15’e yaklaştı ve bu durum obezite artışıyla paralel. Diyalize başlayan hastaların neredeyse yarısı diyabetik böbrek hastalığı nedeniyle tedaviye başlıyor ve bu hastalarda diyaliz süreci daha zor ilerliyor. Ayrıca diyabetik böbrek hastalığı gelişmiş kişilerde genellikle gözde retinopati gibi ek sağlık sorunları da ortaya çıkıyor. Böbrek hastalığını sadece böbrekle sınırlı düşünmemek gerekiyor; kalp damar ve nörolojik hastalıklar da sıklıkla eşlik ediyor” diye konuştu.
Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özkan Güngör de diyabet, hipertansiyon ve obezite oranlarının artmasıyla kronik böbrek hastalıklarının da giderek arttığını belirterek, “Evet, diyabet artıyor, hipertansiyon artıyor, obezite artıyor ve dolayısıyla da böbrek hastalıkları giderek artıyor. Dünya genelinde hocalarımızın da söylediği gibi yaklaşık 850 milyona yakın kronik böbrek hastası mevcut. Bilindiği gibi böbrek hastalıklarının medikal tedavisiyle nefroloji bilim dalı ilgileniyor.”
Güngör, nefroloji branşının durumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Normalde beklediğimiz şey nedir? Böbrek hastalıkları ya da herhangi bir konuda bir hastalık artınca onunla ilgilenen branş hekiminin de artmasını bekliyoruz. Ama ne yazık ki özellikle son 10-15 yıl içerisinde hem ülkemizde hem de dünyada nefrolog sayısı giderek azalıyor. Nefrolojiye az tercih edilebilir bir branş haline geldi. Şöyle ki yaklaşık 15-16 yıldır yandal uzmanlık sınavıyla bu branşa giriliyor. 15 yıl önce yandal sınavında derece yaparak nefroloji branşını tercih etmek için çalışan hekimlerimiz şimdi açılan kadrolarda yüzde 80-85 oranında boşlukla yerleşim oluyor. Yani 80 kadro açılıyorsa en fazla 10-12 kişi tercih ediyor bu branşı. Neden? Bunun nedenleri çok çeşitli.”
Güngör, nefrolojinin zorluğu hakkında da şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir kere nefroloji gerçekten zor bir branş. Ama şu an zor değil, eskiden de zordu. Yani nefrolojinin zorluğu giderek artmıyor aslında. Eskiden hocalarımız çok daha zor şartlar altında çalışmışlar. İmkanların çok daha kısıtlı olduğu dönemlerde çalışmışlar. Biz şu an teknolojik açıdan çok daha rahat ortamlarda çalışıyoruz.”
TÜRKMEN: KRONİK BÖBREK HASTALIĞI OLAN KİŞİ SAYISI HER 6-7 KİŞİDEN BİRİNİ OLUŞTURUYOR
Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında böbrek yetersizliği ile ilişkili ölümler şu anda üst sıralarda değil, ancak önümüzdeki 10 yıl içinde beşinci sıraya yükselmesi bekleniyor. Kronik böbrek hastalığı hem dünyada hem Türkiye’de adeta bir salgın niteliği taşıyor. Milyonlarca insan bu hastalıkla mücadele ediyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Türkmen, “Türkiye’de erişkin nüfusta hipertansiyon sıklığı yaklaşık yüzde 30, diyabet ise yüde 15-16 civarında. Diyabet konusunda Türkiye Avrupa’da ilk sırada. Bu iki hastalık böbreklerin uzun vadede bozulmasına yol açıyor. Türk Nefroloji Derneği’nin saha çalışmalarına göre, kronik böbrek hastalığı olan kişi sayısı her 6-7 kişiden birini oluşturuyor” dedi.
Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü ve İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner de proje hakkında konuştu. Güner, “Kardiyovasküler, renal ve metabolik sistemler arasındaki ilişki, aslında bir takım oyunu gibidir. Tıpkı sahadaki bir futbol takımında olduğu gibi, diyabet, kalp yetersizliği ya da kronik böbrek hastalığı gibi sorunlar yalnızca tek bir organı değil, tüm sistemi ve dolayısıyla tüm vücudu etkileyebilir. KRM United projesiyle bu bağlantıyı odağımıza alıyor, Türk Nefroloji Derneği gibi değerli paydaşlarımızla iş birliği yaparak, bu hastalıklarda erken teşhisin önemine dair farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bugün yeni tedavi seçenekleri sayesinde bazı hastalarda diyalize gidişin 10–15 yıla kadar geciktirilebildiğini görüyoruz. Bu gelişme, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırırken aynı zamanda sağlık sisteminin üzerindeki yükün de ciddi oranda azalmasına katkı sağlıyor” dedi.
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler