Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Okul-kolluk iş birliğini artıracağız

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Okul-kolluk iş birliğini artıracağız

Haber Giriş Tarihi: 20.04.2026 21:49
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 21:49
Kaynak: DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Okul-kolluk iş birliğini artıracağız

Aybala MELEK/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür-görünmez varlığımızı daha da güçlendireceğiz. Okul-kolluk iş birliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi, yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından basın açıklaması gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantıda, İran savaşı bağlamında güncel gelişmelerin yanı sıra, özellikle geçen hafta okullarda yaşanan silahlı saldırıları ele aldıklarını ifade ederek, menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğrencilere ve Ayla öğretmene rahmet diledi. Erdoğan, Siverek’teki saldırıda yaralan 19 kişiden 14’ünün taburcu edildiğini, 2 öğretmen ile 3 öğrencinin ise tedavisinin halen devam ettiğini, yaralıların herhangi bir hayati tehlikesi bulunmadığını belirterek, "Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı; 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun; ülkemize, milletimize geçmiş olsun. Maarif ordumuza da aynı şekilde geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Rabbim bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın, diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum" ifadelerini kullandı.

'SALDIRILAR TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILIYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıların 86 milyonu etkilediğini kaydederek, "Kahramanmaraş’a düşen ateş, diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz, 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz, ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek, kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Kahramanmaraş’taki saldırganın, menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak, ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim; sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık" dedi.

'ÖĞRENCİLERİMİZ ARASINDA KORKU YAYMAK, SORUMSUZLUKTUR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletçe yabancısı olunan bir durumla karşı karşıya olunduğunu dile getirerek, "Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor; internetin, teknolojinin, dünyayla bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere, dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu ‘terörize etmek’ olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler, sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak, tıpkı terör örgütleri gibi, aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz, pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle, bilerek veya bilmeden, saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken, milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları, niçin hedef tahtasına konur? Daha, vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan, ‘olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek ‘niyet okuyuculuğuna’ girişmek, hangi vicdana, hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor, fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor, sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi, sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak, en hafif tabiriyle, sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun, kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı, tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan, sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun, bunu yapacak birikime de iradeye de tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum" ifadelerini kullandı.

'SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ KANALİZASYONA DÖNÜŞTÜĞÜ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ'

Şiddet olaylarının asla tek boyutlu olmadığını, okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal iş birliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmenin önem arz ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak; tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde, okulların adeta ‘kışlaya ve karakola çevrilmesi’ vari pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek, tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; dünya artık eski dünya değil. Biz anne-babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken, evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne-babasıyla geçirdiği zaman, maalesef, dijital dünyadaki ‘ekran sürelerinden’ daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini iğfal ettiği; sosyal medya platformlarının amiyane tabirle ‘kanalizasyona dönüştüğü’ bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde, karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor. Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra; gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada ‘sanal devriye faaliyetlerine’ daha fazla ağırlık vermeyi, sanal kolluğumuzun kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür-görünmez varlığımızı daha da güçlendireceğiz. Okul-kolluk iş birliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi, yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa, tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi.

'AİLE KİŞİNİN İLK OKULUDUR'

Aileye ve ailenin özel konumuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile, kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adabı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı; ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır ‘güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum’ dememizin, artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması, çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul-aile-rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak, bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için 2 yıl önce başlattığımız 'Veli Randevu Sistemi'ni daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında, velilerimize yönelik ‘destek ve danışma hattını’ kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize ‘Kriz Yönetimi ve Sınıf İçi Müdahale’ eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psiko-sosyal destek mekanizmalarını güçlendirecek; ‘Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik’ çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden; etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla, ‘Rehberlik Uyarı Sistemi’ çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı.

'BİRİLERİ, HER FIRSATI CİNSİYETSİZLEŞTİRME AKIMLARININ ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN KULLANDI'

Şiddetin tırmanmasında bir diğer etkenin çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi, gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde, haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi, çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Biz, tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil, her türlü canlı da istifade etti. Lakin, son yıllarda, popüler kültürün de etkisiyle, kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık: Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız, ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz, en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden, o malum yazarlar, bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak; hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı, bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa, terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda, kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız" diye konuştu.

'EN BÜYÜK GÖREV MEDYA KURULUŞLARIMIZA DÜŞÜYOR'

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Reyting kaygısı, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda, en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade; aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz, yaşanan onca kötü tecrübeye rağmen, iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen, şehit Ayla öğretmenimiz gibi, nice güzel insanımız, bu milletin mayasında ne olduğu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere, ilgili kurumlarımızla özellikle ‘ekranda şiddet ve yozlaşma’ meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek-tip çözümlerden ziyade; yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz. Şu bir gerçek ki; dijital dünyada bir içerik, birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinin tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde, yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşma girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclis’imizde görüşmeleri devam eden ‘15 yaş-altı çocuklara sosyal ağı kullanma' bunu sınırlayan düzeltmenin yürürlüğü girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğü getireceğiz."

'SİLAHIN ÇOCUK TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMESİ HALİNDE VERİLECEK CEZAYI ARTIRACAĞIZ'

Erdoğan, ateşli silahlar ile ilgili, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Mevcut yapılanlara ek olarak, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. ‘Silah sahipliğinin’ sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir ‘Politika Belgesini ve Eylem Planını’ hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda, atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak, bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var: Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları, müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız" dedi. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.