Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Üsküdar’da ‘İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi’ programı düzenlendi

Üsküdar’da ‘İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi’ programı düzenlendi

Haber Giriş Tarihi: 13.03.2026 09:57
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2026 09:57
Kaynak: DHA
Üsküdar’da ‘İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi’ programı düzenlendi

Melike USLU- Ulaşcan ÖZER/İSTANBUL, (DHA) - MEDİCANA Çamlıca Hastanesi ile Üsküdar Belediyesi iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ‘İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi’ programı yapıldı. Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda kadınların aile ve iş hayatındaki rolleri, toplumsal hayattaki etkileri ve konuşulamadıkça büyüyen duygular ele alındı.

Moderatörlüğünü İnci Ertuğrul’un üstlendiği söyleşi ‘Konuşamadıkça Büyüyen Duygular’ temasıyla hayata geçirildi. Programda Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, Psikiyatri Uzmanı Dr. Meltem Vural, Klinik Psikolog Cansu Kaya, THY Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Melis Yılmaz, Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece ve Üsküdar Acıbadem Mahallesi Muhtarı Semra Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte kadınların toplumsal hayattaki rolleri, başarı hikayeleri ve duyguların ifade edilmesinin bireysel ve toplumsal hayattaki önemi konuşuldu.

KARA: KADINLARIN HER ALANDA DAHA GÜÇLÜ OLMASINI ARZU EDİYORUZ

Programda konuşan Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Müdürü Dr. Osman Kara, “Üsküdar Belediyesi ile ortaklaşa düzenlediğimiz bu etkinliği, daha geniş kitlelere ulaşmak amacıyla gerçekleştirdik. Kadınlarımızın toplumdaki yerini ve etkinliğini; alanında söz sahibi isimler, hekimlerimiz ve çalışanlarımızla birlikte değerlendirmek istedik. Kadınların Türkiye’de çalışma hayatında, siyasal alanda ve toplumsal yaşamda daha güçlü bir şekilde yer almasını ve etkilerinin artırılmasını arzu ediyoruz. Şiddetin olmadığı bir Türkiye’de, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Çalışanlarımızın yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor. Bu oranı önümüzdeki dönemde daha da artırmayı hedefliyoruz. Projeye desteklerini esirgemeyen belediye başkanımız sayın Sinem Dedetaş’a da teşekkürlerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

ERTUĞRUL: KADINLAR KENDİ HAYATLARINI ÖZGÜRCE KURABİLMELİ

Kadınların eşit haklara, eşit çalışma koşullarına ve ekonomik ile sosyal alanda gerçek bir eşitliğe kavuşması gerektiğini söyleyen sunucu İnci Ertuğrul ise “8 Mart her ne kadar bir kutlama gibi görünse de, bir kadın olarak henüz kutlanacak bir şey olmadığını acı duyarak söylemeliyim. Umarım en kısa zamanda; gerçekten eşit haklara, eşit çalışma koşullarına, ekonomik ve sosyal anlamda eşitliğe kavuşur ve 8 Mart’ı hep birlikte içtenlikle kutlayabiliriz. İsmini vermek istemeyen bir kadınla yapılan bu söyleşi aslında bir ironi. Çünkü kadınlar; kültürel etkiler, toplumsal yapı ya da yetiştikleri aile ortamı nedeniyle çoğu zaman susuyor ya da susturuluyor. İçlerinden geçenleri, düşündüklerini ve hissettiklerini tam anlamıyla ifade edemiyorlar. Üstelik bu durum bazen adeta ‘kutsal’ bir özellikmiş gibi sunuluyor. Şikayet etmeyen, derdini dile getirmeyen, idare eden, hep pozitif kalan ve aileyi bir arada tutan kadın makbul kabul ediliyor. Oysa dile getirilmeyen dertler ve sıkıntılar kadının içinde büyüyor; zamanla hem ruhsal hem de fiziksel sağlığını etkileyen bir noktaya ulaşıyor. Bu sağlık grubunun projeyi geliştirmesindeki çıkış noktası da tam olarak bu. Benim bir kadın olarak temennim; tüm kadınların hayal ettikleri ve istedikleri biçimde kendi hayatlarını kurgulayabilmeleri, yaşayabilmeleri ve birey olarak yollarına özgürce devam edebilmeleridir” dedi.

VURAL: CİNSEL SORUNLARA RUHSAL PROBLEMLER EŞLİK EDEBİLİYOR

Geleneksel toplum yapısının kadınların kendi bedenleriyle kurduğu ilişkiyi doğrudan etkilediğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Meltem Vural da “Kadınlar genellikle bedenlerine yabancı büyüyor. Bizim gibi geleneksel toplumlarda cinsellik daha çok erkek cinselliği üzerinden konuşulduğu için, kadınlar kendi cinselliklerinin yeterince farkında olamıyor. Bu alanı keşfetmeleri çoğu zaman engelleniyor. Evlenene kadar yasaklanan cinsellik ise bir anda serbest bırakılıyor ve bu geçiş sürecinde ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, orgazm problemleri ve vajinismus gibi; cinsel birleşmenin ağrılı olması ya da hiç gerçekleşememesiyle seyreden problemler sık görülebiliyor. Vajinal kasların istemsiz kasılmasıyla ortaya çıkan bu durumlara depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da eşlik edebiliyor. Bence en önemli nokta, cinselliğin aile içinde konuşulabilir bir konu haline gelmesidir. Bunun utanç verici, saklanması gereken bir durum değil; hayatın doğal bir parçası olduğunun bilinmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘KADINLAR PROFOSYONEL DESTEK ALMAKTAN ÇEKİNMEMELİ’

Kadının toplumun temel taşı olduğunu söyleyen Dr. Vural, “Özellikle ergenlik döneminde mutlaka sağlıklı bir cinsel eğitim verilmelidir. Çünkü insanlar doğru bilgiyi edinmediklerinde, yanlışın ne olduğunu da ayırt edemiyor; dolayısıyla ihtiyaç duyduklarında tedavi sürecine başvurmakta gecikebiliyorlar. Kadınlara vermek istediğim en önemli mesaj ise şu: Kendi bedenlerine sahip çıksınlar. Travmatik durumlar yaşadıklarında korkmadan ve utanmadan profesyonel destek alsınlar. Çünkü kadın toplumun temel taşıdır. Kadın mutlu olduğunda aile mutlu olur; aile mutlu olduğunda da toplum mutlu olur. Kendi mutluluklarına odaklansınlar ve cinsel mutluluğun da bunun önemli bir parçası olduğunu unutmasınlar” dedi.

TEMUR: BASİT AKTİVİTELER STRESLE BAŞ ETMEDE BÜYÜK ROL OYNAYABİLİR

Kadınların güçlü olabilmesi için iyi bir eğitimin en önemli kaynaklardan biri olduğunu belirten Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur ise “Bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla burada toplandık. Üsküdar Belediyesi ile birlikte güzel bir söyleşiye ev sahipliği yapacağız. Bugünün anlamı ve önemi elbette çok büyük. Kadınlar hem toplum için hem toplum sağlığı için hem de kendi sağlıklarını koruma noktasında büyük sorumluluklar üstleniyor. Bu süreçte pek çok zorlukla, özellikle de stresle mücadele ediyorlar. Bugün biraz bu konulardan söz edeceğiz. Kadınların toplum içinde stresle ilgili ciddi sorunlar yaşadığını görüyoruz. Biz hekimler olarak, bu konuda yapılabilecek pek çok şey olduğunu düşünüyoruz ve bunları paylaşmak istiyoruz. Kadınların stresle baş etme yöntemlerini, menopoz gibi özel dönemlerde nelere dikkat etmeleri gerektiğini ele alacağız. Kadınlar hem iş hayatında hem özel yaşamlarında yoğun strese maruz kalabiliyor. Ayrıca zaman zaman cinsiyetçi tutum ve davranışlarla da karşılaşabiliyorlar. Tüm bunlarla başa çıkabilmek için atılabilecek adımları konuşacağız. Bence iyi bir eğitim, kadınlar için en önemli güç kaynaklarından biridir. Her kadının bir meslek sahibi olması büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra kendilerine ait, keyif aldıkları bir özel yaşamlarının ve hobilerinin olması da stresle baş etmede oldukça etkili. Spor yapmak, örneğin düzenli yürüyüş gibi basit bir aktivite bile, kadınların stresle başa çıkmasında önemli bir rol oynayabilir” ifadelerini kullandı.

KAYA: DUYGULARI GÖRMEZDEN GELMEK ÇÖZÜM DEĞİL

Kadınların çoğu zaman duygularına anlam vermek yerine dayanmayı tercih ettiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Cansu Kaya da “Tükenmişlik sendromunda ilk olarak duygularımızı anlamlandırmamız gerekiyor. Evet, bir noktaya kadar dayanabiliyoruz; ancak ‘adını koyarsam gerçek olur’ düşüncesiyle duygularımızı görmezden gelmek çözüm değil. Tam aksine, hislerimizi tanımlamak ve kabul etmek iyileşmenin ilk adımıdır. Kadınlar çoğu zaman duygularına anlam vermek yerine dayanmayı tercih ediyor. Oysa dayanmanın da bir sınırı var. Bu sınır aşıldığında depresyona daha fazla yaklaşıyoruz. Umutsuzluk, tükenmişlik, uyku problemleri, konsantrasyon güçlüğü, iştahta artış ya da azalma gibi belirtiler sıkça gözlemleniyor. Tüm bunlar kadınların psikolojik durumunu ve dayanıklılığını olumsuz etkiliyor. Tükenmişliğin ilerleyen aşamalarından biri de ‘depersonalizasyon’, yani kişinin kendine yabancılaşmasıdır. Buna çoğu zaman ‘anhedoni’ dediğimiz, kişinin daha önce keyif aldığı şeylerden artık keyif almaması durumu da eşlik eder. Kendine yabancılaşma; kişinin kendisine dışarıdan bakıyormuş gibi hissetmesi, sanki bir rüyadaymış ya da bir robot gibi yaşıyormuş hissine kapılması şeklinde tanımlanabilir. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Kadınlar yalnız değildir ve hiçbir zaman yalnız olmadılar. Bunu bilmeleri çok önemli. Ayrıca psikolojik destek almak bir zayıflık değil; aksine güçlü olmanın ve iyileşmenin ilk adımıdır” diye konuştu.

ECE: KADIN OLMAK, İNSAN OLMAKTIR

Kadınların duygularını bastırmasının sağlıksız bir durum olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece ise “Yaşadığımız Türk toplumunda kadın olmak, çoğu zaman ‘hiç kırılgan olmamak’ beklentisini de beraberinde getiriyor. Son dönemde, kadın olmanın duygusal olmayı gerektirmemesi gerektiği yönünde bir algı oluşmaya başladı. ‘Abartıyorsun’, ‘fazla alıngansın’ ya da ‘kadınsın, ondan duygusalsın’ gibi ifadeleri duymamak için birçok kadın kırılgan yanını göstermemeyi tercih ediyor. Oysa bu durum sağlıklı değil. Duygularımızı bastırmak ya da yok saymak yerine, onları kabul etmek ve ifade edebilmek gerekiyor. Bugün burada bir araya gelmemizin amacı da tam olarak bu dönüşüme katkı sağlamak. Kadın olmak; mükemmel olmak, her şeyi kusursuz yapmak, sürekli kontrolü elinde tutmak ya da duygularını hiç belli etmemek demek değildir. Aksine, kadın olmak da erkek olmak da en temelde insan olmaktır. Burada asıl davet ettiğimiz şey, rollerin ötesinde insan olabilme halidir” dedi.

YILMAZ: UMARIM GENÇ KIZLARA İYİ BİRER ROL MODEL OLABİLİYORUZDUR

Göz önünde olmanın genç kızlar ve kadınlar için rol model olabilmek anlamına geldiğini belirten THY Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Melis Yılmaz da “Şu anda ülkemizde voleybolun çok önemli bir branş olduğunu söyleyebilirim. Hatta Türkiye’nin en büyük başarılara imza attığı spor dallarından biri. Bu başarının beraberinde bazı sorumluluklar da geliyor. Özellikle A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın elde ettiği başarılar ve şu anda mücadele ettiğimiz ligin dünyanın en üst sıralarında yer alması, bizi her zaman göz önünde tutuyor. Dünyanın en önemli liglerinden birinde oynuyoruz ve bu da sorumluluğumuzu artırıyor. Göz önünde olmak; hem genç kızlara hem de kadınlara rol model olabilmek anlamına geliyor. Bu bizim için çok kıymetli. Bu nedenle yalnızca saha içindeki performansımız değil, saha dışındaki duruşumuz ve davranışlarımız da büyük önem taşıyor. Sahada gösterdiğimiz mücadele, performans ve tavır; hepsi birer örnek teşkil ediyor. Bu sorumluluğu yerine getirmek artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Çünkü göz önünde olmanın getirdiği yükümlülüğün farkındayız. Umarım genç kızlara iyi birer rol model olabiliyoruzdur” ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.